will you - Turkish English Dictionary

will you

Meanings of "will you" with other terms in English Turkish Dictionary : 150 result(s)

English Turkish
Phrases
as you will recall expr. hatırlanacağı üzere
as you will recall expr. hatırlanacağı gibi
what you plant now you will harvest later expr. ne ekersen onu biçersin
you will never walk alone expr. asla yalnız yürümeyeceksin
If you lie down with the devil, you will wake up in hell expr. şeytanla sevişirsen cehennemde uyanırsın
If you always do what you've always done, you will always get what you've always got expr. hep aynı şeyleri yaparsan, hep aynı sonuçları elde edersin
if you never try, you will never know expr. denemeden bilemezsin
it will cost you expr. bunun bir maliyeti var
it will cost you expr. pahalıya patlayacak
it will cost you expr. bunun bir bedeli olacak
it will cost you expr. tuzlu olacak
it will cost you expr. pahalıya patlayacak
five will get you ten expr. büyük olasılıkla
five will get you ten expr. büyük ihtimalle
five will get you ten expr. çok büyük ihtimal
five will get you ten expr. her şey ona işaret ediyor
Proverb
keep your shop and your shop will keep you bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur
if you run after two hares you will catch neither iki karpuz bir koltuğa sığmaz
if you run after two hares you will catch neither aynı anda iki şeyi birden yapmak için çabalarsan ikisinden de olursun
do good things and good things will happen to you iyilik yapan iyilik bulur
do good things and good things will happen to you iyilik yap iyilik bul
if you lie down with dogs you will rise up with fleas körle yatan şaşı kalkar
your mother alone will wail on you ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar
if you run after two hares you will catch neither aynı anda iki tavşan kovalayan hiçbirini yakalayamaz
live, horse, and you will get grass zorluklara direnen/sabreden mükafatını alır
don't make yourself a mouse, or the cat will eat you ses çıkarmazsan/kuzu gibi olursan bunu fırsat bilirler
don't make yourself a mouse, or the cat will eat you kuzu gibi olma, kurda yem olursun
don't make yourself a mouse, or the cat will eat you çekingen olursan bunu fırsat bilirler/istismar ederler
don't make yourself a mouse, or the cat will eat you çekingen olma, hakkından gelirler
if you chase two rabbits, you will not catch either one iki karpuz bir koltuğa sığmaz
if you chase two rabbits, you will not catch either one aynı anda iki şeyi birden yapmak için çabalarsan ikisinden de olursun
if you lie with dogs, you will get fleas körle yatan şaşı kalkar
if you chase two rabbits, you will not catch either one aynı anda iki tavşan kovalayan hiçbirini yakalayamaz
if you lie with dogs, you will get fleas itle yatan bitle kalkar
you will catch more flies with honey than (with) vinegar çanakta balın olsun arı yemenden gelir
you will catch more flies with honey than (with) vinegar tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır
I am a prince and you are a prince; who will lead the donkeys? sen ağa, ben ağa, inekleri kim sağa?
Colloquial
flattery will get you nowhere expr. yağcılık bir işe yaramaz/bana sökmez
bring things that you will need expr. ihtiyacın olacak şeyleri getir
mom will murder you if she finds out you broke her antique vase expr. antika vazosunu kırdığını anlarsa annem seni öldürür
mom will kill you if she finds out you broke her antique vase expr. antika vazosunu kırdığını anlarsa annem seni paramparça eder
mom will kill you if she finds out you broke her antique vase expr. antika vazosunu kırdığını anlarsa annem seni öldürür
mom will murder you if she finds out you broke her antique vase expr. antika vazosunu kırdığını anlarsa annem seni paramparça eder
a little dab will do you [us] expr. azıcık kafi
a little dab will do you [us] expr. azıcık yeterli
a little dab will do you [us] expr. bir damla yeterli
a little dab will do you [us] expr. bir tutam yeterli
a little dab will do you [us] expr. bir çimdik yeterli
a little dab will do you [us] expr. bir tutam kafi
a little dab will do you [us] expr. bir gıdım kafi
more than you will ever know expr. bilemezsin
more than you will ever know expr. anlayamazsın
more than you will ever know expr. bilebileceğinden/tahmin edebileceğinden de çok
more than you will ever know expr. ne kadar … bilemezsin
more than you will ever know expr. anlayabileceğinden/fark edebileceğinden çok fazla
more than you will ever know expr. bilebileceğinden/tahmin edebileceğinden çok fazla
flattery will get you nowhere expr. yağ çekme
flattery will get you nowhere expr. yağcılık yaparak bir şey elde edemezsin
flattery will get you nowhere expr. boşuna yaltaklanma
flattery will get you nowhere expr. boşuna yağ çekme
flattery will get you nowhere expr. yağcılıkla bir yere varamazsın
flattery will get you nowhere expr. boşuna yağcılık yapma
flattery will get you nowhere expr. yağcılık bir işe yaramaz/bana sökmez
he/she will murder you expr. senin canına okuyacak
he/she will murder you expr. seni gebertecek
he/she will murder you expr. seni öldürecek
I will have you know expr. bilmen lazım ki
I will have you know expr. şunu bil ki
I will have you know expr. söylemeliyim ki
I will have you know expr. bil ki
I will have you know expr. bilmiyorsan öğren
iitywybad (If I tell you, will you buy another drink?) expr. istesem bana bir içki daha alır mısın/ısmarlar mısın?
that and (some amount of money) will get you a cup of coffee [uk] expr. beş para etmez
that and (some amount of money) will get you a cup of coffee [uk] expr. bir işe yaramaz
that and (some amount of money) will get you a cup of coffee [uk] expr. bunun bir önemi/değeri yok
will you hold(, please)? expr. hatta bekler misiniz, lütfen?
you can bet the farm that (something will happen or is the case) expr. kesinlikle (bir şey olacak/bir şey öyle)
you can bet the farm that (something will happen or is the case) expr. (bir şeyin olacağına/bir şeyin öyle olduğuna) emin olabilirsin
you can bet the farm that (something will happen or is the case) expr. hiç şüphen olmasın ki (bir şey olacak/bir şey öyle)
you can bet the farm that (something will happen or is the case) expr. emin ol ki (bir şey olacak/bir şey öyle)
thank you but I will pass expr. teşekkürler ama almayayım
Idioms
that and 50 cent will buy you a cup off coffe n. yapılan şeyin başkasının gözünde beşparalık değerinin olmaması
if you lie down with dogs you will get up with fleas expr. itle yatan bitle kalkar
if you lie down with dogs you will get up with fleas expr. körle yatan şaşı kalkar
flattery will get you nowhere expr. boşuna yaltaklanma
flattery will get you everywhere expr. yağ çekme
flattery will get you everywhere expr. boşuna yağ çekme
flattery will get you nowhere expr. boşuna yağcılık yapma
flattery will get you everywhere expr. yağcılık yaparak bir şey elde edemezsin
flattery will get you everywhere expr. boşuna yaltaklanma
flattery will get you nowhere expr. yağcılıkla bir yere varamazsın
flattery will get you everywhere expr. yağcılıkla bir yere varamazsın
flattery will get you nowhere expr. boşuna yağ çekme
flattery will get you nowhere expr. yağ çekme
flattery will get you everywhere expr. boşuna yağcılık yapma
flattery will get you nowhere expr. yağcılık yaparak bir şey elde edemezsin
Speaking
I will call you n. ararım seni
I am sure you will expr. eminim yaparsın
I will knock the daylights out of you expr. canına okuyacağım
you have the right to remain silent, anything you say can and will be used against you in a court of law expr. sessiz kalma hakkına sahipsin, söyleyeceğin her şey mahkemede aleyhinde delil olarak kullanılabilir
will you give that to me in writing? expr. onu bana yazılı olarak verir misiniz?
you will learn in good time expr. sırası gelince öğrenirsin
you will learn in good time expr. sırası gelince öğrenirsiniz
when will you come? expr. ne zaman geleceksin?
in this sign you will conquer expr. işte bu işaret seni zafere ulaştıracak
will you come? expr. gelir misin?
will you come? expr. gelecek misin?
what will you do expr. ne yapacaksın
I will let you know as soon as I find it out expr. öğrenir öğrenmez seni bilgilendireceğim
I will let you know as soon as I figure out expr. öğrenir öğrenmez sizi bilgilendireceğim
I will let you know as soon as I figure out expr. öğrenir öğrenmez seni bilgilendireceğim
I will let you know as soon as I find out expr. öğrenir öğrenmez sizi bilgilendireceğim
I will let you know as soon as I find it out expr. öğrenir öğrenmez sizi bilgilendireceğim
I will let you know as soon as I find out expr. öğrenir öğrenmez seni bilgilendireceğim
I know you will understand me expr. beni anlayacağını biliyorum
will you marry me? expr. benimle evlenirmisin?
will you come here? expr. buraya gelecek misin?
if you will excuse me expr. anlayışınıza sığınarak
I will not forget you expr. seni unutmayacağım
when will you be there? expr. ne zaman orada olursun?
you will pay the price! expr. gününü göreceksin
you will pay for it! expr. gününü göreceksin
you will get what you deserve! expr. gününü göreceksin!
you will know me in time expr. beni zamanla tanırsın
when will you come again expr. tekrar ne zaman geleceksin
you will get what you deserve! expr. görürsün gününü!
you will pay for it! expr. görürsün gününü!
you will know me in time expr. tanırsın beni zamanla
we will be glad if you come expr. gelirseniz seviniriz
I will be glad if you come expr. gelirseniz beklerim
you will pay the price! expr. görürsün gününü
will you come again expr. tekrar gelecek misin
I will call you expr. seni arayacağım
I will call you expr. seni çağıracağım
I will never do anything to hurt you expr. asla seni incitecek bir şey yapmayacağım
will you please expr. sizden ricam
what will you be when you grow up? expr. büyüdüğünde ne olacaksın?
we will miss you expr. seni özleyeceğiz
as you will guess expr. tahmin edeceğiniz gibi
as you will guess expr. tahmin edeceğiniz üzere
will you come to see me expr. beni görmeye gelir misin
will you come to see me expr. beni görmeye gelecek misin
I will be honest with you expr. sana dürüst olacağım
will you marry me? expr. benimle evlenir misin?
you must hurry or you will be late expr. acele etmelisin aksi halde gecikeceksin
will you marry me? expr. eşim olur musun?
I will be honest with you expr. size dürüst olacağım
you must hurry otherwise you will be late expr. acele etmelisin aksi halde gecikeceksin
what will you do today? expr. bugün ne yapacaksın?
I will help you expr. ben sana yardım ederim